Bey

2008-09-07 22:41:00

BEY Son günlerde, bir surat, bir surat ki gelinde, Çayımı bile yarım dolduruyor bey. Allah'tan kulaklarım ağır işitiyor da Duymuyorum ne söylediğini Ama yine de hissediyorum bey; Beni bu evde galiba istemiyor artık Hey gidi günler heeey. Oğlunu bilirsin, vur kafasına al lokmayı İki ara bir derede ne yapsın ana bu Atsa atılmaz, satsa satılmaz. Bana artık gizli gizli sarılıyor bey... Dün akşam uyurken öptü beni biliyor musun? Nasıl ağırıma gitti nasıl Artık akide şekeri de getirmiyor. Hani dişlerim yok ya, güya yerken garip sesler çıkarıyormuşum da Çocuklar iğreniyormuş benden. Yok,vallahi yalan bey, hiç yapar mıyım ben öyle şey? Gelin çocuklara masal anlatmamı da yasakladı Üstelik seninle konuşuyormuşum diye duvardaki resmini biryere sakladı Olsun, koynumdaki resminden haberi bile yok! Yine de beddua edemem bey, Oğlumun karısı, torunlarımın anası o. Geçenlerde üst komşular geldi, Ne konuştuklarını duymayayım diye kapıyı üstüme kilitledi. Duymadım, duymadım, lakin hissettim. Düşkünler evine yatıracaklarmış önümüzdeki ay beni Ne yalan söyleyeyim epey ağırıma gitti, epey, Ha, sen ne diyorsun bey? Hani bir görünsen oğluna, ne de olsa babasısın, Seni dinler. Bu odada oturur, vallahi hiç dışarı çıkmam. Akide şekeri de istemem. Masal da anlatmam artık çocuklara Ne olur ayırmasınlar beni bu evden Yaşayamam nefes bile alamam Sana ait anılardan uzak ne yaparım ben,Şu camın pervazında hayalin durur, çekmecelerde el izin. Bastonun hâlâ duvarda asılı. İstemiyorlar beni artık, istemiyorlar hasılı. Hey gidi günler hey Hani diyorum bir çağırsan Yoksa, yoksa sendemi unuttun beni bey Sendemi unuttun bey? (alıntı: Mehmet Çetin) Sonumu  görür gibi oldum arkadaşlar :( İn... Devamı

Hayırlı Ramazanlar

2008-08-31 02:09:00

HAYIRLI RAMAZANLAR Devamı

Hüzzam makamında bir aşk hikayesi

2008-08-23 10:32:00

Hüzzam makamında bir aşk hikayesi Selahattin Pınar - Afife Jale   Sahne 1: 1902 doğumlu Selahattin Pınar, Ticaret Mektebi'ni bırakıp müziğe başladı. Oysa babası eski Denizli milletvekili Sadık Bey, onun hukukçu olmasını istiyordu. Bir gün Denizli'den gelen eşraf için kurulmuş bir sofrada Sadık Bey'e oğlunu sordular; Selahattin de sofradaydı. Sadık Bey o yokmuş gibi "Selahattin çalgıcı oldu" dedi. Selahattin ayağa fırladı ve "Babacığım, rica ederim, ben çalgıcı değil, sanatkârım" diye diklendi. Sadık Bey, pek sevimsiz bir küfürle yanıtladı bu çıkışı... Bunun üzerine Selahattin Pınar, ceketini alıp sofrayı terk etti. Kapıdan çıkarken döndü ve şöyle dedi: "Babacığım, bir gün gelecek, benim adımla anılacaksınız." Sadık Bey, yanı başında bulunan gaz lambasını oğluna doğru fırlattı. Çıkan yangını güç bela söndürdüler. Selahattin kapıyı çarpıp çıkmıştı bile... Asla baba evine dönmeyecekti. Sahne 2: 1902 doğumlu Afife Jale, İstanbul Kız Sanayi Mektebi'nde okuyordu. Ama onun aklı tiyatrodaydı. Oysa Müslüman kadınlara sahneye çıkmak yasaktı. Buna rağmen 16 yaşında talebe olarak Darülbedai'ye başvurdu ve kabul edildi.Babası Hidayet Bey, kızını bu sevdadan vazgeçirmek için çok uğraştı. Başaramayınca sertleşti. Ona "Fahişe" dediği bir gün  "Benim Afife diye bir kızım yok" diye gürledi. Zaten Afife artık sahnede, "Jale" adını kullanıyordu. Sanatı için baba evini terk etti. Sahne 3: Hicaz makamındaki o Selahattin Pınar bestesindeki gibi, "Bir bahar akşamı", rastlaştılar. İstanbul Kuşdili çayırında... Hafız Burhan konserinde... Selahattin Pınar, üstadın arkasında tambur çalıyordu. Nicedir saz salonları... Devamı

Dil Susar Yürek Konuşur

2008-08-22 08:19:00

Dil Susar Yürek Konuşur Dil susar bazen yürek konuşur Bazen her şey söner karanlığa bürünür de, Sevgilinin gözlerinin parıltısı aydınlatır dünyanı. Dudaktan çıkan kelimeler donar da, Bir dokunuş aşk sözcükleri olur sevgiliye söylenen. Güneş ulaştıramaz ışınlarını bedenine de, Bir bakışı olur sevgilinin seni ısıtan. Bazen kaybolursun yaşam yolunda da, İçten gelen tek bir gülüş tek bir gülümseme sana yol olur. Dedim ya, Bazen dil susar yürek konuşur En eski dildir bu sevenler arasında hissedilen Ve gözler, konuşan dili olur yüreğin Tek bir bakış ömrünü dolduran bir sözcük olur o an Gönülden gönüle ulaşan en eski yoldur bu Sadece sevenlerin bildiği Sadece aşıktan maşuka ulaşan bir dildir bu Tek bir bakışın dünyanı doldurduğu Tek bir gülüşün seni aşk sarhoşluğuna sürüklediği Tek bir dokunuşun tenini yaktığı dildir. yüreğin dili... (alıntı: Gassan Satar)     ... Devamı